Tag Archive 'Türkiye'

Tem 31 2010

Resim Kum Adam
Kum Adam

Arapça bilen polis aranıyor: I know you’re lying

Genel, Gündem kategorisindeki yazılar

Geçenlerde bir haber okudum. Arap ülkelerinin vatandaşlarının Antep, Şanlıurfa, Hatay gibi sınır kentlerimize ilgisi çok yoğunmuş. Yeni bir cazibe ve ticaret merkezi oluyormuş buralar. Özellikle Suriye ile vizelerin kalkmasından sonra yabancı akınına uğrayan bu yerlerde güvenli yol projesi kapsamında yol kenarındaki işaret ve bilgilendirici tabelaların Arapça  olması çalışmaları yapılıyormuş.

Bu haberin devamında şöyle deniliyor; emniyete arapça bilen yeni personel alımları yapılacak ve bu şehir merkezlerinde görev yapan polisin arapça bilmesine öncelik verilecek. Bakın buraya çok dikkat, İngilizce İspanyolca Almanca değil Arapçadan bahsediyoruz. Dünyanın evrensel dili İngilizce demiyoruz, 3-5 kişi geldi diye yalandan çok güzel projeler başlatıp bi güzel göz boyuyoruz. Her yol imam hatiplilere çıkıyor.

Milyonlarca iyi üniversiteleri bitirmiş genç, kpss peşinde koşarken hükümet  her yıl binlerce imam, binlerce din kültürü öğretmeni aldı  bu da yetmiyormuş gibi şimdi ilahiyat mezunlarına yeni kapılar aralamaya devam ediyor. Tekrar hatırlatalım, milli eğitimde yıllardır fizik,kimya matematik öğretmenleri, yani liselerin omurgasını oluşturan bilimin temel derslerine girecek kadroya alınan branş öğretmenlerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, her atama döneminde  binlerce din kültürü öğretmeni alındı.

Polislik için de arapça bilmek ön şart olmuşsa ülkemizde basit bir eksen kaymasından söz etmek yanlış olur, bizim çivimiz çıkmış farkında değiliz. Ülkemizi götürüp arap yarımadasında bir yere zımbalayacaklar anlaşılan.
 Minareyi çalan kılıfını da hazırlıyor, Güvenli yol projesiymiş, sen daha sınırlarımızdan sızıp mehmetçiğe kurşun sıkanları engelleyemezken, sen daha istiklalde yürüyen turiste tacizi engelleyemezken Arap kardeşlerimize Arapça bilen polis alımı yaparak hangi güvenli yolu oluşturacaksın?  Ne kadar yaratıcı ve ince düşünülmüş fikirler bunlar. Tebrik etmek gerek fakat ben biraz kalın kafalıyım da. Elimde olmadan kafama bazı sorular takılıveriyor, af buyurun lütfen .

Anlamadığım şey şu; neden polis?  Madem ticaret hacmi artıyor, madem cazibe merkezi oldu bu şehirler, o Arapça bilenlerler esnaf olsalar ya oralarda. Madem talep var arapça bilen garson, tezgahtar, büfeci, otobüs şöförü filan olabilirler pekala kendi çabalarıyla değil mi? Bu şanslı elemanlar neden illa  hükümet eliyle polis olacaklar? Emniyette kadrolaşmaya mı imkan verecek tüm bu uyduruk projeler? Yandaş insanlar uzun vadeli iş sahibi yapılırken milyonlarca okuyup dirsek çürüten genç işsiz mi kalacak?

 Geçiniz diyorum geçiniz bunları bir kaç arap geldi diye şehir merkezlerini arapça bilen polislerle donatmak hangi zihniyetin fikri olabilir anlamadık mı ALLAH AŞKINA?

Henüz yorum yapılmadı

Haz 03 2010

Resim Kum Adam
Kum Adam

Kör dövüşü mü satranç mı? Türkiye- İsrail

Genel, Gündem kategorisindeki yazılar

 Ve israilin insani yardım gemilerine düzenlediği silahlı saldırının ardından sis perdesi yavaş yavaş aralanırken israil’den komik savunmalar dinledik. Uluslararası sularda bir gemiye gece yarısı askeri operasyon düzenleyip ilk onlar saldırdı gibi basit bahanelerin arkasına sığınma çalışmaları büyük tepki toplarken İsrail’in kendini savunduğu görüntüler de büyük polemik yarattı dünyada. Elbette uluslararası sularda silahsız insanlara ateş açıp insanları öldürmek izah edilemeyecek kadar büyük bir stratejik  hatadır İsrail adına. 

 Tüm bu yaşanan acı olaylardan sonra Türkiye’nin takınacağı tavır merakla beklenirken bakın biz neler yaptık.

 

70 milyonun onurunu ayaklar altına almadan önce 70 milyon kere düşünmek  o koltuğun hakkını vermek için ilk şart bana göre. Ne acı ki ülkeyi yönetmek için sadece esip gürlemek malesef Türkiye’de hala rağbet görebiliyor.  Diplomasıiyi meydanlarda halka hareretli konuşmalar yapmakla karıştıranlar da var. Bu bile iç  politikada siyaset malzemesi yapılıyor. Mangalda kül bırakmayanların ipleri ABD’nin elinde malesef. Bunu gördüm.

Bülent Arınç ilk açıklamaları bir başka hayal kırıklığı yarattı zihnimde. Başbakan ve Genelkurmay Başkanı uluslararası temaslar için yurt dışında ve söz hakkı o an sende. Yuvarlak cevaplar vermeni  beklerken, olaylardan büyük endişe ve üzüntü duyulduğunu, vatandaşlarımızın haklarının sonuna kadar aranacağını söyleyebilecekken o insanların oraya sivil insiyatifle gittiğini ve  savaşmayacağımızı sıcağı sıcağına neden söylüyorsun.   Siyaset erkanımızın acemiliğine de verebiliriz fakat anlamakta zorluk çektiğim noktalar var. Susup beklemek varken alelacele bir kararla  başkabakanın en son söyleyeceği şeyi en baştan söylemekle, “bunun için savaşacak değiliz” diyerek neden büyük bir korkaklık örneği gösterilir anlamadım. Oysa susmak bile İsrail üzerindeki kamuoyu baskısını artırırken ve diğer devletlerin gözlerini  üzerimize çevirmesine yol açmışken,  söylenebilecek en kötü cümleleri kurup  kahraman olduğunu sanmakta neyin nesiydi Allah Aşkına.  Bu kriz yönetiminde ilk açıklamanın bu denli anlamsız ve komik  olmasını da sindirebilmek zor.Kendi şahsi fikrini değil orda ülkenin onurlu duruşunu göstereksin. Madem diplomatik hamleler yapacaksın, hukuk çerçevesi içinde satranç oynamayı seçiyorsun o halde gemilerin hemen serbest bırakılmasını vatandaşlarımıza kötü muamele yapılmamasını iste. Tam köşeye  sıkıştırmışken hiç ama hiç olmadı bu. Gazze olayına dünyanın dikkatini çekip  düşünmeye sevketmek istiyoruz, madem o an madur biziz ve gözdağı vermemiz gerekiyor. Bunu bu cümlelerle yapamayacağımızı  çocukları bile kendimize güldürürek göstermiş olduk.

 

Tepkinin sert olması gereken yerde çok yumuşak olması, gün geçtikce giderek yumuşaması gereken yerde Tayyip Erdoğan’nın dozajını  artırması açıkca gösteriyor ki meseleye sadece iç politika malzemesi olarak bakılmaktadır.  Aman bu krizden oy kaybı yaşayarak çıkar mıyız, aman ülke insanının tepkisini çekermiyiz korkusuyla davranılması son derece yanlıştır.

 

Ekte linkini verdiğim yazıyı okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlamış olacaksınız. Yazı İsrailde günlük gazetelerinin birinde yazılmış. Şimdi sakin olalım Türkiye yönetimi vatandaşlarına şirin gözükmek için esip gürlesin  yeri geldiğinde Türkiye’ye haddini bildirmek için sandelyelerinin boyunu  5cm daha kısaltırız diyor özetle. Onları böyle ara ara bize ince ayar vermeye kim alıştırdı dersiniz?

 

 Sahi büyükelçinin sandalyesinin boyunu kısaltan da onlardı değil mi! Kuzey Irakta  askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde onuru zedelenen ülke yine  bizdik değil mi! ABD ile Akdeniz’de ortak tatbikat yaparken  gemisi yanlışlıkla ABD tarafından vurulan da bizdik öyle değil mi? TBMM’den incirlik üssü için izin verilmediğinde ABD uçaklarının PKK’ya destek olsun diye Kuzey Irak’a yardım malzemesi ve silah  attığına dair delillerimiz de oldu mu? Patlayan bombalarda, askerlerimize mermi sıkılan silahlarda hep İsrail ve ABD imzası buluyorduk hani sorabildik mi hesaplarını.

 

Gözbebeğimiz ordumuza böyle zamanlarda  daha çok gereksinim duyuyoruz,  nöbet değişimi sırasıdan kalleşce sırtımızdan vuracaklar ve biz hep susuyorsak, daha o gün 7 askerimiz şehit olmuşsa ve 30 yılda 30bin askerimiz şehit olmuşsa terör yüzünden ve biz buna çare olamamıyorsak, Mavi Marmara’da  hayatını kaybeden 9 kişiye Allahtan rahmet dilemekten başka ne yapabiliriz.  Bu yaşanan olaylar yanıltmasın bizleri. Savaşta ve barışta gözümüz gibi kollamalıyız ordumuzu. Çünkü böyle küheylan edasıyla diklenen ülkelere karşı ordumuz bir caydırıcı güç unsuru olduğu için diplomasi yapabiliyoruz. Fakat yine de yapmayacağımız blöflerle kendimizi komik durumlara düşürmeyelim, sert açıklamalar yapmamız bizi sadece laf üreten bir ülke konumuna da getirecek korkarım ki. 

Sahi bize yardım olsun diye mi ülkelerinden kilometrelerce ötede İsrail uçakları gelip Kuzey Irak sınırında hava sahamızı işgal ederek  defalarca uçtular son yıllarda.  Ne amaçları ne çıkarları vardı ülkelerinden kilometrelerce ötesinde hemde bizim bile karda kışta bir haftalık PKK operasyonu  yapabilmek için kapı kapı dolaştığımız yasak bölgelerde? Düşünmemiz sorgulamamız gerekir. Şişli Adliyesinde  Netanyahu’yu sorgulayacağımıza ABD ve İsrail’in Ortadoğu planlarını sorgulamamız gerekir. İran’a neden bu kadar diş bilediklerini sorgulamamız gerekir. Bilmiyorsak Ortadoğu emellerini kanki değil dış kapının mandalıyız. Onların ikisi kanki almıyorlar bizi aralarına demek ki. Alıp misketlerimizi gidelim aralarından.

Artık öyle bir hal almışız ki açıklama yapmadan önce diplomasi trafiği diye elimize konuşma metni vermedikleri kalmış. Yok Başbakan böyle diyecekti şu araya girdi, yok BM sekreteri telefonla arayıp konuşmaları yumuşattı, yok Hilary Clinton telefonda Davutoğluna sabır diledi.

 

Yok şu ülke kınamadı bu alkışladı bu sırıttı, Davutoğlu bunun karşılığı bunu söylemedik dedi gibi haberlerle günü geçireceğimize aptallık denizinde kim yüzüyor bakmamız gerek olaylara..

 

6 milyon nüfusları  var  ama çalışıyor adamlar helal olsun diyeceğiz. Hem zenginler hem zekiler, dünyayı yönetiyor üstüne gerektiğinde meydan okuyorlar diyeceğiz. Hem davaları için kamuoyu oluşturuyorlar hem asker oluyorlar, hem mühendis hem elçi hem diktatör. Böyle anlatılınca dünyada yaşayan  6 milyar insanın yarısı yahudi sanıyor insan. Nasıl bir propaganda güçüdür diye takdir edeceğiz onları hep. Nasıl bir orduları varki bizimkiler askerlik yapmamak için türlü türlü dümenler çevirirken onlar 6  milyon insandan 150bin kişilik bir ordu kurabiliyorlar. Hem de kadınlara erkeklere  3er  yıl askerlik yaptırıyorlar diyeceğiz.  Bizim şeker fabrikası kooperatifinde 5 milyon insan çıkar,ÖSS ve SBS sınavına girenlerin toplamı hepi topu öyle değl mi?  İstanbul’un yarısı sadece arkadaşlar tüm dünyaya kök söktüren bu ülke. Neden verilemiyor cezası peki?  Bir diğer kanki Berlusconi’nin ülkesi bile Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin israil’e kınama cezası vermesini reddetmiş. Vekilleri bile  gemide olan Almanya ve diğer Avrupa Birliği ülkeleri Japonya ile birlikte çekimser oy kullanmış. Bu ne perhiz ne lahana turşusu anlamak mümkün değil.

Uluslararası alanda dediklerini yapan, bizimkiler gibi kurusıkı atmayan bir ülke olduklarını gösterdiler mi  herkese?  Olabilir ama yine de kendimizi frenlemek en iyi çözüm olsa gerek.Öfke ile davranıp olaylara şiddet ile yaklaşmaktansa durmamız gereken yeri farkedelim.

 Sonuç olarak bu kör dövüşü yüzünden bizi aptal bir savaşa sokamayacaksınız . Boşu boşuna sert açıklamalar yapmanın da gereği yok.  Savaşmayacağız. Bu ülke insanını bile bile provakasyonlara  alet etmeyeceğiz. İntikam duygusuyla değil  aklımızla hareket edeceğiz.  İnsanımızın değerli olduğunu, askerimizin değerli olduğunu bir türlü anlatamadık ama bu olay Gazze için bir kapı aralayacaktır mutlaka. Ne yapabilir Türkiye bunu da başka bir yazıya bırakalım.

Henüz yorum yapılmadı

Istatistikler
Clicky Web Analytics