Nis 23 2010
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Öncelikle tüm dünya çocuklarının bu mutlu gününü, ulusumun da egemenlik bayramını en içten duygularımla kutluyorum.
1 Kasım 1922′de saltanatın kaldırılmasıyla başlasa da daha sonra TBMM’nin açılışıyla 23 Nisan günü kutlanmaya başlanan, aslında egemenliğin padişahtan alınıp halka verilmesini kutladığımız resmi bayramımızdır Ulusal Egemenlik Bayramı. (önceki ismi Hakimiyet-i Milliye Bayramı)
Bunun paralelinde kutlanan, savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukları bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşıyan Çocuk Bayramı ile kendiliğinden birleşmesi sonucu Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.
Atatürk’ün zamanından beri çocuklara makam vermek gelenek haline gelmiş, UNESCO’nun 1979 yılını çocuk yılı olarak duyurmasının ardından TRT’nin çabalarıyla bu şenliğe uluslararası bir boyut kazandırılmıştır.
Tüm bu bilgilendirici girişten sonra Meclisin bugün çocuklara emanet edilmesine çok sevindiğimi belirtmek istiyorum. Zira en son bir ringi andıran görüntülerin gazete ve televizyonlarda yer almasından sonra halkı temsil etmenin mecliste kavga etmek olmadığının birilerine anlatılması gerektiğine inanmıştım.
Orası Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sizler halkı temsil ediyorsunuz. Sizlere binler, yüzbinler oy vermiş ve orada kendi adınıza değil vatandaşı temsilen bulunuyorsunuz. Kısacası Sayın Vekiller; yok orada sizin kavga etmeye hakkınız. Edemezsiniz. Sizin kavga etmeniz demek temsil ettiğiniz vatandaşın da sokakta kavga etmesi demektir. Kimsenin ülkeyi bu kavga otamına teşvik etme ve sürükleme hakkı yoktur.
Bir şey söylemeden, yapmadan önce size kaç oy verildiyse o kadar sayıda düşünün. Aldığınız her bir oy için ayrı ayrı bir saniye de olsa düşünün yoksa sizin orada bizi temsil ettiğinizden kuşku duyacağım ben.
O görüntülerin halkın temsil edildiği bir yerde hiç olmaması gerektiğini bilenlerden ve kayıtsız şartsız kavgasız meclis isteyenlerdenim. Kavga etmek, tekmelerin yumrukların konuşması diyalog kurulamadığının en somut örneğidir. Orada problemler uzlaşma ile, sağduyu ile, dialog ile çözülmelidir. Bu yapılmıyorsa zaten, yapılamıyorsa o halde Meclis görevini tam yapmıyor demektir. Bugün çocuklara verdiğiniz o koltuklar bırakın hep onlarda kalsın.
Yok biz tertemiz bir sayfa açıyoruz, herşeyi layıkıyla yapacağız diyorsanız da hadi buyurun iş başına. Ülkenin kavgaya değil, huzura, diyaloga izahata, icraata ihtiyacı var. Daha fazla zaman kaybetmeyelim ![]()
Henüz yorum yapılmadı
Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için GÎRÎŞ yapmalısınız.

