Şub 14 2010
14 Şubat ve Fasulyeler
Sevgililer günü vesilesiyle aldığım bir mail üzerine kaç gündür düşünüyorum…Mailde aynen şunlar yazıyor:
Bir Japon firması ‘hediyelik fasulye’ yapmış.
Fasulye tanelerinin üzerine lazerle ’seni seviyorum’ lafını kazıyorlarmış.
Nemli toprağa gömülmüş fasulyeyi alıp uygun gördüğünüz kişiye hediye ediyormuşsunuz.
Beş gün sonra fasulye filizlendiğinde de ortaya ’seni seviyorum’ yazısı çıkıyormuş.
Bu haliyle de elbette haber değeri var ama bir malumatı eklersem sanırım daha da ilginç hale gelecek.
Böyle bir ürünü Fransız yahut Brezilyalı bir firma da üretebilirdi.
Sonuçta, aşk meşk filan evrensel meseleler.
Fakat ’seni seviyorum’ diyen fasulyelerin Japonya’da satışa çıkması gayet anlamlı.
Çünkü orada çiftler birbirlerine asla ’seni seviyorum’ demiyormuş!
‘Hiç öyle şey olur mu yahu?’ tepkisi verdiyseniz yerden göğe haklısınız.
İlk duyduğumda bana da inanılmaz gelmişti.
Ama bizzat Japonlar’a doğrulattığım için, ‘vallahi de, billahi de, tillahi de demiyorlarmış’ diye yemin
bile edebilirim.
Tabii ki de Japonya’da ’seni seviyorum’ demeyi yasaklayan bir kanun yok.
Hatta ‘aşk’a karşılık gelen ‘koi’ diye bir sözcük de varmış.
Ancak kimse bunu kullanmıyormuş!
Bir Japon, aşkından ölse dahi en fazla ’suki desu’ diyormuş. Yani, ’senden hoşlanıyorum’.
Onlara göre bunun nedeni, ’sevginin kelimelerle değil,davranışlarla ifade edilmesi gerektiğine inanmaları’ imiş.
Hadi bunu çok güzel açıklamışlar. Kulağa bayağı hoşgeliyor.
Peki Japonca’da ’canım, cicim, hayatım,tatlım, meleğim’ gibisinden sevgi sözcüklerinin hiç
olmamasına ne diyorsunuz?
‘Seni seviyorum’u geçtik, kimse kimseye ‘kınalı kuzum’da demiyormuş yani!
Evli çiftler birbirlerine, çocukları olana kadar ”ano ne!” (hey!), çocuklardan sonra, ”okaasan” (anne) ve
”otoosan” (baba), torun torba sahibi olduklarında ise, ‘oi!’ (hey sen!) diye hitap ediyorlarmış.
Bu konular için deniyor ki, Japonlar ask ilişkilerinde çok kör topal ilerliyor.
Yeni nesil aşmak istese de gelenekler önlerinde Beton Bayram olarak dikiliyor.
Onlar da çaresiz boyun eğiyor. Böyle gelmiş,böyle gidiyor.
Velhasılı kelam, Japonlar’ın ’seni seviyorum’ diyen fasulyeleri aslında toplumsal bir ihtiyacın
itelemesinin sonucu.
Çok isteseler bile alışkın olmadıkları için ’seni seviyorum’ demeyi tuhaf buluyorlar.
Kültürleri bu cümleyi hayatlarına almaya izin vermiyor.
Onlar da problemi fasulye desteğiyle çözmeye çalışıyorlar işte.
Açıkçası, ben bunları öğrendiğimde direkt, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ demiştim!
Madem Türküz, doğruyuz, şanslıyız, o halde hadi şu Japonlar’a hava atalım.
Lütfen şimdi yerinizden kalkın yahut telefona elinizi atın ve sevginizi hak eden birine, ‘Seni seviyorum’ deyin.
Aranıza fasulye sokmaya gerek duymadan.
Yanılıyor olabilirim de ama benim düşüncelerim bu maille tamamen çelişiyor. Sevgiyi aslında direk söylediğin zaman çok değersiz olduğuna ve davranışlarla ifade etmenin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Ayrıca belli bir yerden sonra boku çıktığı için bu aşk sözcükleri büyüsünü yitiriyor ve çok yapmacıklaşıyor.Herkes “nefes alamıyorum sensiz” diyor. “Benim için sen bitanesin”,”vazgeçilmezsin” diyor, “seni canımdan çok seviyorum” diyor.Karşıdaki insanın etkili söyleme kabiliyetine yada senin sevgiye ihtiyaç duyma potansiyeline göre değisiyor kelimelere inanma süren. Kolayca güvenip hayallere daliveriyorsun zaman zaman. Sonra bir bakıyosun ki gidivermiş o seni canından çok seven.. Hani gidemezdi üstat???
SONRA ÇEK BABAM ÇEK ACILARI…
KÜFRET HAYATA.LANET OKU AŞKA…
İşte bu Türk olmanın azizligi, işte bu fasulyenin faydaları…İşte bu tüketici toplumun sonu, sevmeyi bilmeyen ama en güzel sevgi yalanlarını barındıran toplumun sonu bu..Hayatta bin kişiyi seven, sevgi dolu, saniyesinde aşık olma becerisine sahip yalancı toplumun değişmeyen alın yazısı bu!
Ben içimde Japon kalmış bir yan seziyorum. Bırakın kalbimi boş yalanlara inandırıp hergün bin defa ölmektense ,bir Japon olarak kalıp sadece davranışlarla ölçeyim sevgiyi.
KOLAY OLANI DEĞiL ZOR OLANI YAPAYIM BIRAKIN DA…
(Kasım 2005 Arşivden)
Henüz yorum yapılmadı
Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için GÎRÎŞ yapmalısınız.

