Nis 19 2009

Resim Mehmet İdareeder
Mehmet İdareeder

Koskocaman Bir Merhaba

Gönderilme tarihi:17:40 Genel kategorisinde listelenmisştir.

Çok ilginç bir güne rastladı ilk yazıyı yazmak: 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü’ne…
Bu da bir tevafuktur, deyip devam edelim…

Senem ile tanıştığımız zamanlar bu site projesi, ıspanakta klorofil bile değildi. Henüz hiçbirimizde ADSL bile yoktu… Sonra wireless bağlantılarımız da oldu, çocuklarımız da… Senem’in “Çalışan Kadınlar” mail grubu da…

Duyduğumda galiba kıskandım. Evdeki “çalışan kadın” ile biraz da muzipçe “Ben de ‘Çalışan Kadının Kocası’ mail grubu kuracağım.” diye inatlaştığımı da hatırlıyorum. Senem’in o günlerde mail grubuna erkekleri kabul etmeyişi de beni bu inatlaşmaya itmiş olabilir. Nitekim bu isimle bir grup da kurdum, ama evdeki “çalışan kadın”ın etkili tehditleri sonrasında hiç üye kaydetmediğim grubum, bebek ölümleri istatistiklerindeki yerini aldı.

İnsanların cinsiyetlerine göre kamplaşmaları, cinsiyet kulüpleri oluşturmaları bir gizem yaratıyor sanırım… Kadınlar kahvehaneleri merak ederler ve “Biz de sizinle kahveye gelmek istiyoruz.” diye taciz ederler köy erkeklerini. Erkeklerin de en çok merak ettikleri ortamlar sıralamasında, bayan kuaför salonları oldukça üst basamaklarda yer bulur. Ben de gizli gizli eşimin elmeklerini bu gizem sebebiyle taciz ettim sanırım.

Senem siteyi yeniden yayına hazırladığı sırada uzun bir zaman diliminden sonra nihayet buluşma imkanı bulduk. Benden sitede yazmamı isteyince inanılmaz bir mutluluk duydum. Kaybettiğim düzenli yazma alışkanlığımı yeniden edinmeme yardım edecek bu sürecin beni çok eğlendireceğini de düşündüm. Ama kaybolan alışkanlıkları geri çağırmak, bel bölgemizde oluşan can simidinden kurtulmak gibi zor oluyor bazen. İlk yazıyı yazmak da ertelene ertelene bir pazar sabahına kadar sarktı.

Günün anlam ve önemine ilişkin alıntımızı yazmayı da unuttuk, üstat Erdem Beyazıt’tan:

“Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar, sardın mı umut gibi”

Gerçi evde bekleme kısmı uymadı, ama çınar ve umut metaforları sebebiyle bu şiir 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü için favorimdir.

İlk yazıda açığa kavuşması gereken sorular vardır:
1- Ben kimim?
“Çalışan Kadın”ın kocasıyım. Yakında kendisi de bu sayfalarda yazdıklarıyla var olacak sanırım.
2- Ne iş yaparım.
Mesleki anlamda eğitimciyim, ama asıl işim; çalışan kadına eş olmaktır.
3- Ne kadar başarılıyım?
İdare eder. Bir kadın kocasını eş olarak ne kadar başarılı bulabilir ki? İşte bu yüzden soyadım.
4- Hangi başarı öykümü anlatacağım?
Benim bir başarı öyküm olacaksa, eş ve baba olmamla ilgili olacaktır bu… Çalışan kadının kocası eş olmanın dışında nerede başarılı olabilir ki?
5- Adım?
Çalışan kadına eş olan Türk erkeğini temsil ediyorsam, adım da Türk erkeği için en çok tercih edilen isim olmalı: Mehmet.
6- Yazma aralığım ne olacak?
Buna tam olarak karar vermedim, ama mümkün olduğunca sık yazmak istiyorum. En kötü ihtimalle her hafta bir yazı… İşimin ve eşimin izin verdiği ölçüde bu aralığı daraltırım.
7- Neden yazacağım? Ben yazmazsam ne eksik olur?

Buranın kadınlar kulübü olmasına gönlüm razı olmadı. – Ayrıca erkek üyelerin varlığından da haberdarım. – Belki feminist rüzgar esecek bu sitede, ama en azından post-feminist olsun esen rüzgar. Hatta bu rüzgara nefes verme olasılığım bile var. Belki şu an aklıma gelmeyen eksiklikler de vardır. Yazdıklarım bile az değil aslında…

ÇALIŞAN KADIN KOCALARI İÇİN PRATİK YEMEKLER: 1

Bu hafta kolaylığı dolayısıyla değersiz olmasın cinsinden bir tarif ile başlayacağım. Çünkü bizim “çalışan kadın” ancak sebze yemeğini değerli görebilir yapım aşaması kolay olduğunda.
Üç – dört kişilik bir aileye zeytinyağlı pırasa yapmaya başlamak için pazardan, manavdan veya marketten beş altı tane etli (yani kalınca) pırasa almamız gerekiyor. Eğer evdeki havuç stokumuz tükenmişse, havucu da unutmayalım. – Zaten “çalışan kadın”ın evinde havuç tükenmez kış aylarında. – Evde birkaç kaşık zeytinyağı ve pirinç de varsa, malzememiz hazır demektir. Tuz ve şekeri listeye eklemeye bilmem gerek var mı?

Dört – beş havucu soyarak işe başlayabiliriz. Havuçlarımızı ince halkalar halinde doğrayınca tabanını kaplayacak kadar zeytinyağı döktüğümüz tenceremize boşaltabiliriz. Ben tencerenin derin değil de yayvan olmasına dikkat ediyorum. Havuçlarımız kısık ateşte kızarırken biz de daha önce yıkayıp temizlediğimiz pırasalarımızı ince halkalar halinde doğrayabiliriz. Yapraklı kısımları doğramanızı tavsiye etmem. Yemeğin tadını bozuyor sanırım.

Pırasa doğrarken ara sıra havuçları karıştırmayı unutmayalım. Doğradığımız pırasaları havuçlara ekledikten sonra tenceremizi bir karıştırıp tüm malzememizin üstüne çıkacak kadar su ilave ederek kaynayana kadar ocağımızı tam olarak açalım. Bu sırada yıkadığımız bir – iki yemek kaşığı pirincimizi yemeğe ekleyebiliriz. Bir kesme şekerini ve bir – bir buçuk tatlı kaşığı tuzumuzu da ilave etikten sonra kaynayan yemeğin altını kısıp kırk beş dakika kadar pişirmemiz “çalışan kadın”ımızın övgüsü için yeterli olacaktır. Eğer yemeği çok sulu sevmiyorsak kıvamı bulana kadar pişirme süresini uzatabiliriz. Ama kıvam tutturacağım derken tencerenin dibini tutturursak, “çalışan kadın”ımızın övgüsünü tencereyi güzelce yıkayıp ovaladıktan sonra işitebiliriz ancak.

KAFAMA TAKILAN

1- Dünyada en çok çalışan cins erkek olmasına rağmen “Dünya Çalışan Erkekler Günü”nün olmayışı nedendir? (1 Mayıs’ı söylemeyin, o tüm cinslerin işçi bayramıdır.)
2- Nil’in kıyısında eğlenmeye her erkeğin hakkı var mıdır?

Mehmet İDAREEDER
mehmet.idareeder@gmail.com

 


 

[1] Bu yazı, 08.03.2009 tarihinde www.calisankadinlar.com’da yayınlanmıştır.

Elmek: Elektronik posta

Münbit:Verimli,verimi bol. İnbat eden, ekini güzel yetiştiren.

Henüz yorum yapılmadı

Trackback URI | Yorumları RSS ile takip et

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için GÎRÎŞ yapmalısınız.

Istatistikler
Clicky Web Analytics