Kasım, 2008 Ayının arşivi

Kas 26 2008

Resim admin
admin

Doğru mu bu vahşet?

Gündem kategorisindeki yazılar

Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere,

150 bin askerimiz esir düştü.

Bu askerlerden bir kısmı da Mısır’ın

İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı’na

Hapsedildi.

********

Kampın tam adı,

‘Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-I Harbiye Kampı’ idi.

Bu kampta,

 1918′de

 Filistin Cephesinde esir düşen 16. Tümen’in 48. Alayı’na bağlı

 Osmanlı Askerleri

 Tutuluyordu.

********

12 Haziran 1920′ye kadar

 Iki yıl boyunca

 Her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar.

********

İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…

********

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların

 Yalan yanlış çevirileri ve

 kışkırtmaları nedeniyle,

 kampların İngiliz komutanları,

 azılı Türk Düşmanı haline

 gelmişlerdi.

********

Savaş bitmişti.

Ancak,

 Kamptaki ağır koşullar nedeniyle

 ölenler dışındaki askerleri

 Teslim etmek,

İngilizlerin işine

 Gelmiyordu.

Çünkü,

olası yeni bir savaşta,

 Bu askerlerin

Yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından,

İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.

********

Çözüm

 Toplu katliamdı…

Askerlerimiz,

 Mikrop kırma bahanesiyle,

süngü zoruyla

 Dezenfekte havuzlarına sokuldu.

Ancak;

Suya normalin çok üzerinde

‘krizol’ maddesi

katılmıştı..

Mehmetçik,

Suya daha ayağını soktuğunda,

aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu.

Ancak,

 İngiliz Askerleri,

 dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı.

Mehmetçikler,

Bellerine kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler.

Ancak,

Bu kez İngilizler havaya

 (başlarının üzerine)

ateş etmeye başladı.

Askerlerimiz,

 ölmemek için,

 çömelerek  başlarını suya soktular.

Ancak,

başını Sudan kaldıran artık göremiyordu.

Çünkü gözleri yanmıştı…

********

Dışarı çıkanların halini gören

sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi

Ve 15 000 (15 bin) askerimiz

 kör oldu.

Bu vahşet,

25 Mayıs 1921 tarihinde

TBMM.’ de  görüşüldü.

Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler

 Bir önerge vererek,

Mısır’da esirlerin

 Krizol banyosuna sokularak,

15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini,

 Bunun faili  olan

 İngiliz doktor,

 Garnizon Komutanı ve

Askerlerin

cezalandırılması için,

TBMM’ nin teşebbüse geçmesini istediler.

********

Ancak,

Yeni kurulan devletin bin türlü derdi vardı.

Ağır sorunlarla uğraşan TBMM’ de

 Bu hesap sorma işi

Unutuldu gitti.

Ama onlar

Unutmuyorlar…

Kendi ihanetlerini bile

 soykırım ambalajına sarıp,

dünya kamuoyuna

Sunuyorlar.     En üzücü olanı da Malum birilerinin,

Bu karalama kampanyalarına

çanak tutması…

********

ERMELİLER SOYKIRIM YAPILDI DİYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR.

BİZİM

 TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.!!!

Henüz yorum yapılmadı

Kas 26 2008

Resim admin
admin

Babalar ve Evlatlar

Şiir kategorisindeki yazılar

80′ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve
saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı.

Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sohbet ettikten sonra oğlu
susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.

O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga
kondu.

Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:

- Bu ne oğlum?

Oğlu şaşkın, cevapladı:

- O bir karga baba.

Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:

- Bu ne oğlum?

Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:

- Baba, o bir karga

Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını
yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara
çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu:

- Bu ne?

Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:

- O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun ?!

Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:

- Baba bunu neden yapıyorsun?

Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen
hâlâ sormaya devam ediyorsun.

Sabrımı mı deniyorsun ?!

Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı,

içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü.

Bu bir hâtıra defteriydi.

Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.

Sevgiyle gülümseye devam ederek

sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını
söyledi:

‘Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken
yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu.

Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.

23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak,

onun bir karga olduğunu söyledim.

Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle
doldurdu…’

‘Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı
kesin olarak emretti.

Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına
ulaşırsa,

sakın onlara ‘öf’ bile deme;

onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.’

(İsra, 23)

Henüz yorum yapılmadı

Istatistikler
Clicky Web Analytics