Haz 13 2008
Euro 2008 Günlüğü 1

Futbolseverlerin nefeslerini tutup beklediği Avrupa Futbol şampiyonası. 4 yılda bir yapılan bir organizasyonun 13.sü. Katılmak için bile uzun ve meşakatlı elemeleri aşıp gelen ülkeler şimdi kozlarını burada paylaşıyorlar. İlk maçlar tamamlandığında gözümüze takılanlardan bahsedelim biraz.
Avusturya: Turnuvada güzel futboluyla dikkatleri çeken Avusturya futbol adına ne varsa sahaya yansıttı. Aslında ev sahibi kontenjanı olmasa belki de hayal bile edemeyecekleri bir organizasyonda asla yer alamayacaklardı. Herkesin farkında olduğu bu zayıflığı, “turnuvaya katılan 16 takımın 15i kupayı almak istiyor ve alabilecek kapasitede” şeklinde söylemlere sebebiyet vermişti. Otoritelerin diğer 15 takımdan ayrı tuttuğu takım bazı Türk gazetecilere göre gizliden gizliye Türkiye olarak işaret edilse de, gerçekte Avusturya idi. Fatih Terim bile 16 takımın 15i kupayı almak istiyor demişti. Ama o hep ayrı tuttukları Avusturya 15 takımdan daha kaliteli, seyir zevki olan bir oyun ortaya koydu. Kaybedecek birşeylerinin de olmaması onları turnuva da güzel yerlere getirebilirdi fakat 2. maçlarından da yine birçok pozisyonu harcayarak
beraberlikle ayrıldılar. Futbol adına sahada herşeyi yapan, son vuruşlarda becerikli olmayan, mücadelesiyle, kapasitesinin üzerine çıkma gayretiyle diğer 15 takımdan ayrılan Avusturyadan tüm futbol kamuoyu özür dilemelidir.
Galaksiler arası Şampiyona?
Hep söyledim, yine söylüyorum. Romanya bu grupta benim favorilerimden. Ama hep galip geleceklerini beklerken berabere kalıyorlar. Ölüm grubu olarak adlandırılan Romanya, Hollanda, Fransa ve İtalyanın olduğu grupta Hollandanın İtalya karşısındaki mühtiş oyunu, bir anda dengeleri altüst etti. Son dünya kupasını kazanan takım İtalya ve son dünya kupasının finalisti Fransa bu grupta elenmeye çok yakınlar. Son Avrupa şampiyonu Yunanistan 0 puan çekmeye en yakın adaysa, son dünya kupasında final oynayan 2 takım gruptan çıkamıyorsa, bu Avrupa Şampiyonası galaksiler arası bir şampiyona mıdır sormadan edemiyor insan.. Bu bol ünvanlı takımları turnuva dışına iten başka galaksi takımları olmasın.
Terim döner mi iskender mi?
Atv güya ortamı germekten uzak, ilkeli yayın yapan bir televizyon kanalı ama blick gazetesinin tirajını artırmaktan başka
birşey yapmadılar. İsviçre maçı sonrası her muhabirin, her spikerin elinde Fatih terimin döner olduğu gazeteden var, ropörtaj yaptıkları her konuğa uzatıp adeta zorla yorumlatıyorlar. Böyle yayıncılık olmaz diye kimseler uyarmıyor mu bunları? Galip geldiğimiz bir gecede bile gına getirdiler. Fatih Terim imparatormuş ondan döner olmazmış, asıl İsviçre Terime döner olmuşmuş.Fatih Terim bile ben saha çizgilerinin içinde kalmak istiyorum derken ona uzatıp gazeteyi adamın dönerliğini tartışıyorlar. Bütün medya kılıçını çekmiş beklerken 90+2 de gelen Ardanın golüyle birden destansı yazılara dönüvermedi mi? Olur kardeşim, An gelir atv de döner, Fatih Terim de döner, abartmayalım bu kadar!
Yoksa Fatihten döner olur ama sizden bir cacık olmayacak.
Not: Terimden döner olmaz çünkü Büyük iskender bir imparatordu, öyleyse imparatorların iskenderi daha lezzetli olur.
Türk Milli Takımı oyun felsefesi
Her maç tarafsız gözle bakmaya çalışıyorum. Kenarda bir adam süreki el kol hareketleri yapıyor, sinirden küplere biniyor adeta. Kim? Avrupa seferine çıkan İskender, Kime? Kendi seçtiği futbolculara. madem bu kadar rahatsızsın niye seçtin diye neden sormuyorlar anlamak mümkün değil. 8 maç oynandı ve 16 ülke gördük.Açık ve net en ezik, en korkak en kişiliksiz futbol anlayışını biz yansıttık. Birşey oynamadığımız gibi rezil de olduk onları oynatmamaya çalışırken. İmparator İskender sefere çıkmadan önce Avrupaya kendimizi hatırlatmaya gidiyoruz derken cevap bir şamar gibi geldi. Bizim hatırladığımız Türkiye bu değildi. Avusturya gibi olsaydık keşke, yüreğimizle oynasak pozisyonumuz olsa, paşalar gibi yenildik diyebilseydik. Ama bu takımın sistemi de kimliği de kayıptı.
Hırvatistan’dan eksiğimiz yok
2.5 milyon nüfuslu Hırvatistan turnuvanın devi, ve bu kupayı daha önce 3 kez müzesine götürmüş olan Almanyayı ezip geçerken, takımın teknik direktörü, genç vizyon sahibi, avukat, insan ilişkilerinde dengeli ve tam bir profesyonel olan Slaven Bilic dersler verirken, dersler alamayan insanları biz imparator yapıyoruz. Hakan Balta İbrahim üzülmezi aratır oldu. Ayrıca bu takımın defansında İbrahim Toraman rahat oynardı, orta sahada Yıldıray 2 Tuncay eder Gökhan Zan cam adam risk almayalım demiş durmuştuk oysa. Fatih Terim hala kenarda eliyle topu içeriye şişirin hareketini yapa dursun, o topa vuracak oyuncumuzun olmadığını herkes biliyor artık.
Kadroya çağrılmayanları arıyoruz
Havadan oynamak bu takımın intiharı ama belli ki bir B planımız da yok. Hakan Şükür bu takımda 80 yaşına kadar oynayabilirmiş. Artık yerinin doldurulamayacağını bir parça anlarsınız diye ümit ediyorum. Herşey gol atmak değil, topu rakip sahada tutan, pres yapan, arkadaşlarına servisler yapan, defansı yıpratan hava toplarını indiren bir takım oyuncunuz yoksa isterseniz 10 tane hücuma dönük oyuncuyla sahaya çıkın oynadığınız top bu diz boyu rezilliği geçmeyecektir. Hadi Hakan Şükür kompleksiniz var, ve illa havadan oynayacaksınız ozaman Halili bari tutsaydınız kadroda, ya ümit karan neden yok.. Bu arada şampiyonadan önce Hakan Şükür düşmanlığı yapan yazarları dikkatle takip ettim, bunlardan birisi Kazım Kanattı. Şimdi Terimi eleştirirken Hakan Şükür neden yok diyor. Sadece gülüyorum. Ya biz aptalız ya da kodroya Hakan alınmasın diye yaptığı propagandaları unuttu sayın Kanat.
Ne yapılmalı;
Artık gidenler gitti kalanları yorumlayalım derseniz de, Kazım mutlaka her maç ilk 11 oynamalıdır. Tuncaya daha fazla tahammül edilmemeli,Arda kullanılmalı, Nihat ilerde tek forvet oynatılmamalıdır. Hakan Baltanın kanadına takviye yapılmalı, orta sahada Mehmet Topal oynatılmalıdır. Yoksa bu takım da bir taraf anyaya bir taraf konyaya gitmeye devam edecektir.
İspanya da yalancı bahar
Hollanda, Almanya, Hırvatistan, İsveç, Avusturya göze hoş gelen futbolu oynayan ülkeler ve diğerlerinden bir adım öne çıkmayı başardılar. Portekiz ve İspanyayı özellikle bu gruba koymuyorum. Çünkü rakiplerin korkak oyunlarından dolayı defolarını gizlemeyi başardılar. Özellikle İspanya tarihinde bu şampiyonada 2 farklı maç kazanamamışken 4-1 ile geçti Rusyayı. Ama skor kimseyi yanıltmasın. kontraatak futbol ve birazda şans ile gelen goller belirledi skoru. Zaten %45 topa sahip olma oranı İspanyanın ne kadar sinik bir futbol oynadığının kanıtı. Rusya az direnç gösterebilse ve son vuruşlarda biraz becerikli olsa paniklemiş bir İspanyanın pimi çekilmiş bir el bombası olduğunu Aragonesde dahil herkes görecekti.
İlk haftanın sözüne gelince, atv spikerinin şaşkınlığını gizleyemediği bir anda söylediği şu sözler ilginçti. “Eğer son dünya kupasının finalisti Fransa Romanya ile berabere giden maçta son 10 dakika gol yememek için geri çekiliyorsa bu grupta kimi yenmek için oynayacak merak ediyorum doğrusu..”
Haftanın gafı ise Türk milli takımından geldi. Yağan şiddetli yağmur sonrası topun suya takıldığını bile bile ısrarla kaleciye geri pas veren defans oyuncuları az kalsın o su birikintilerinde boğulacaklardı maçı kaybetseydik, neyseki yağmur dindi de faciadan döndük.. Yoksa topun suda takıldığını anlamak için gölet olan sahada bir yarım saat daha oynamaları mı gerekliydi?


