Şub 14 2008
Aşk ve mevsimler
Bir elma agaçı var evimin karşısında
ilkbaharda çiçek açar
mis gibi kokular yayar
etraf yeşillenir agaç yeşerir
derken yaz gelir
agaç meyve verir
yalnız degıldır agaç artık
gölgesinde yaşlılar soluklanır
cocuklar elma koparır etrafı şen sakraktır
gece bile yalnız degildir sokak cocukları uyur dıbınde
sarhoşlar dibinde kafayı bulur
agac buna kendini cok kaptırır hep böyle gidecegini düşünür
derken sonbahar belirir
bırakın artık gece yanlızlıgı cocuklar gündüz bile gelmez
agaç buna cok üzülür ve sararır
kendi yaprakları bile terk eder agacı
bunu gören tabıat ana üzülür aglamaya başlar
yere düşen her yagmur kendine hasret kalan toprakta kaybolur
derken kış gelir
agaç donmaya başlar,
onu ısıtacak ne güneşi ne yapragı vardır
bazı dalları bıle kırılır dayanamaz terk eder
agaç ölüme itildigini hayatın sonunun geldigini düşünür
ama ilkbahar bidaha geldiginde unutur
sonbahar ve kışın acımasızlıklarını
işte aşkta bu elma agacına benzer
ilkbaharda için içine sıgmaz
sevgi tomurcukları ekersın topraga
emek verirsin çalışırsın
derken yaz gelir emegin karşılıgını alrsın
meyve verir sana agaç
şen sakraktır hayat
yalnız hissetmezsin kendini
aşk en üst seviyededir artık
hep böyle gidecegini sanırsın
derken sonbahar gelir
çalar aşkın güzel yanlarını
sevgiyle bakan gözler yaşlarla dolar birden
kavgalar başlar
sevgi dolu sözcüklerinin yerini hakaretler alır
hatıralarda kalır yaşanılan güzel şeyler
kış zalim yüzünü gösterir
kar yagdırır aşkın üzerine
birdaha cıkmasın diye
üşürsün sarılacak kimse bulamazsın
aşk bitmiştir artık
yalnız başına kalırsın
hayatın bittigini düşünürsün
kendini rüzgara bırakırsın
kış yaptıgı zulumden utanır
rüzgar esmez artık
kendini başka bir pencerenın önünde bulursun
her şeyi unutursun ve ilkbahar yeniden başlar


