Ocak, 2008 Ayının arşivi

Oca 23 2008

Resim Kum Adam
Kum Adam

Neye göre kime göre yüksek?

Eğitim kategorisindeki yazılar

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau Türkiye de öğretmenlerin kişi başına düşen gelirin yaklaşık 2.5 katı gelir elde ettiğini öne sürerek, ücretlerin yüksek olduğunu söyledi. Bunu söylerkende dayandırdığı nokta kişi başına düşen gelirin öğretmenlerin gelirlerine oranı. Atladığı nokta bizim kişi başına düşen milli gelirimizin çok düşük olması. Haliyle de oranladığın zaman 2.5 katı olabilir ama bu sadece öğretmenler için söz konusu değil Türkiyedeki bütün çalışanlar için söz konusudur.

Bir öğretmenin yıllık maaşı Lüksemburg’da 88 bin dolar, İsviçre’de 60 bin dolar, Almanya, Kore ve İsveç’de 50 bin dolar, Avustralya, İngiltere, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 40 bin dolar. OECD ülkeleri arasında en alt sırada yer alan Macaristan’da bile yıllık öğretmen maaşı 16 bin dolar seviyesinde bulunurken, Türkiye’de öğretmenin yıllık geleri 10 bin doların altında olmasına rağmen bu küstah insan 9/1 derecedeki bir öğretmenin eline ayda ancak geçen 973 YTL yi neden fazla bulmaktadır?

Öncelikle bu açıklamayı aslında hiç ciddiye almamamak gerekir ama diğer yandan canını dişine takmış, birşeyler yapmaya çalışan öğretmenlerimizin de moralini bozacağını biliyorum.

Ona bu küstahlığı yapma hakkını kim vermektedir?Kredi aldık diye mi tüm bunlar? Bu parasızlığın gözü kör olsun o halde.

Bulunduğu konum itibarıyla öğretmen maaşlarını belirleyecek, denetleyecek, hatta tek bir kelime edecek konumda olmayan bu şahsın amacı gerçekten ne olabilir?

1 - Ortalığı karıştırıp toplumda huzuru bozmak ve maaş kavgası başlatmak istiyor olabilir.

2 - Hükümetin uyguladığı sözleşmeli öğretmenlik adı altındaki o mantıksız ve öğretmenliği yok edici politikaya çanak tutup altyapısını hazırlıyor olabilir.

3 - Öğretmenleri ayaklandırmak, onların morallerini bozmak ve sindirmek istiyor olabilir.

4- Bu insan Akıl Hastanesiden kaçmış ve kendini Türkiye Direktörü sanan bir deli de olabilir. Ne dediğini bilmediğinden konuşmak için konuşmuştur.

5 - Türk halkının antipatisini kazanmak, özellikle öğretmenlerin sevgi ve saygıyla kendisi ve 7 sülalesini zikretmesini meşhur olmak için tarihi bir fırsat olarak görmüşte olabilir. Zira öğretmenler hiç unutmazlar.

6- Ya da Türkiye nin büyümesinde ve gelişmesinde can damarı olan eğitimi bitirmek istiyor olabilir.

Bence eğer 4. neden değilse son saydığım 6.neden bunun altında yatan tek sebep olabilir. Her geçen gün kötüye gittiğimiz, bilimsel anlamda üretmediğimiz ticarethaneye dönüşmüş üniversitelerimizde zaten bir yabancı dil modası alıp başını gitmiş ve eğitim sistemimizi himayesi altına almışken, öğretmenlerin görevleri başında olmaları ve kaliteli bir eğitim sunmaları bu şahsa batıyordur. Nasıl bir çıkarı olacaksa artık bundan siz hesap edin, bu ülkenin cahil kalmasını, öğretmenliğin ikinci sınıf bir meslek olmasını ve yok edilmesini alenen arzuluyordur.Eğitim sisteminin çökertilmesi ve düşünmeyen kalitesiz insanlar yığınının oluşmasıyla rahatca yönlendirebileceği bir kitle ile iç savaş bile çıkartmak istiyor olabilir.

Öğretmenin bedeli yoktur. Gerçekten hak eden, emek veren öğretmenin maaşı açık çek olmalıdır. Alınları dik, borçsuz harçsız sıkıntısız günleri en çok hak eden onlardır. Bu sistemde ezilen, emeğinin karşılığını alamayan da onlardır. Bizim hükümetten birilerinin bu adamın söyledikleriyle paralel birşeyler düşüneceğine ihtimal vermek istemiyorum. Konuştuğuyla kalacaktır.

Ne diyordu Rumen atasözü, “Köpekler istedi diye atlar ölmez.” Ya da öz türkçesi “it ürür kervan yürür“.

Henüz yorum yapılmadı

Oca 21 2008

Resim Kum Adam
Kum Adam

Antivirüs programları ve televole aşkları

Bilgisayar kategorisindeki yazılar

Her bilgisayarın olmazsa olmazlarından olduğuna inandırılan bu anti virüs programları hakkında birşeyler söyleme zamanı geldi diye düşünüyorum. Çünkü ne zaman bir crack yada anti-virüs programı şifresine ulaşmak için arama yapsam forumlarda yada orda burda dolaşırken bilgisayarımda inanılmaz bir yavaşlıkla karşı karşıya kalıyorum. Hatta sahte msn kızları kenardan online oluyor, kendini virüs programı sanan ve devamlı uyarı veren programlar bilgisayarımda cirit atıyor. Alıp gidiyor bir curcuna hali.. Komedi bir durum olduğunun farkında olsamda bir restart attıktan sonra gerçeği anlıyorum. Bir daha açılmayacak derecede yavaş bilgisayarla karşı karşıya kalıyorum ki tam bir işkence. Oysa ben her şeye atlayan herşeyi indiren bir adamda değilimdir. En ufak bir şüphe duyduğum siteyi tıklamam bile. Ama nasıl oluyor da güncel olan ve iyi olduğu iddia edilen virüs programları varken bile kolayca teslim oluyor bilgisayarım anlamıyorum.

Sonu hep format.. Acaba diyorum hiç mi virüs programı yüklemeden sörf yapsak nette ve virüs girdiğinde bassak formatı hiç uğraşmasak anti virüs geyikleriyle. Vaktinde denemedim de değil hani masumca, korunmasız, yada enayice diye nitelendirilebilecek bir şekilde hiçbir virüs programı kullanmadan takıldığımda oldu bir format sonrası. Bakalım ne kadar dayanacak diye bir test edeyim istedim. Oldukca da iyi dayandı. Öyle ki eğer virüs programlarının şifrelerini aramak için crack serial sitelerine girmesek uzun bir süre de birşey olmayacaktı. Ne yaman bir çelişkidir ki güvenliğimizi artırmak istersek başımıza gelmeyen kalmıyor. Sanki psikolojik birşey gibi, korunma ihtiyacı hissedersen virüs kapıyorsun. Aslında bu programlar olmadan da  ciddi bir tehlike atlatmadım.Olursa da  formatı yiyince kendine gelip zıpkın gibi oluyorlar nasılsa.

Laptopı aldığımda lisanslı Norton Antivirüs programı yanında verilmişti ama arkadaşın biri Kaspersky daha iyi dedi diye ona geçtim. Bilgisayarı yavaşlattığı gibi uçana kaçana uyarı verip durduğundan ilişkimiz çok kısa sürdü. Ayarlarından elbette bir düzenleme yapılabiliyor olsa da ısınamadım.Üstelik bilgisayarı kastırdığına da çok şahit oldum. Sonra Avast professional çok iyi dediler diye onla bir yakınlaşmam oldu. Üstelik dönen simgesiyle sürekli çalışıyor imajı vererek kullanıcıya psikolojik bir güven de sağlıyordu. Fazla yormuyordu bilgisayarı. Lisanslarına kolayca ulaşılabiliyordu. Hatta bilmem kaç yıllık şifreleri bile mevcuttu. Sonra yine eşine ender rastlanan bir virüsün kurbanı oldum. Üstelik Avast Virüs programının yanında Son sürüm updateleri tam ve crackli Spyware Doctor , AVG 7 ve Windows defender gibi yan ürünler de kullanıyor olmama rağmen. Fırsat bu fırsat bütün virüs programlarının updatelerini yapıp sonra internet bağlantısını çekip tek tek sırayla hepsini  Safe Mode ta çalıştırıp taramalarını yaptırdım. Kimisi hiç virüs bulamadı. Kimisi buldu ama kaldıramadı bir türlü.. Ama kısacası hiçbirisi bir işe yaramadı. O ara aklıma Bizim Norton ve Nod 32yi de denemek geldi. Nod 32 de Avast kalitesinde bilgisayarı yormayan hafif bir virüs programı, Norton ise bana beleş verildiği için hiç içim ısınmamıştı zaten. O da kanımca orta ayar bir virüs programı.Pek bir farkını görmedim yıllardır kendisine süre verdiğim zamanlarda.

Bu piyasa öyle bir piyasa ki herkes kız arkadaşını prenses sanıyor, daha doğrusu yavrusunu şahan sanıyor daha da doğrusu virüs programını en iyisi sanıyor ama gerçek şu ki hepsi de aynı yolun yolcuları. Kiminin ak dediğine kimi kara diyor, virüs programları için bile kıyasıya bir tartışmaya girebiliyorlar. Dünyanın en güzel kızını seçmek gibi bir şey bu. Göreceli ve aslında kendi zaaflarımızdan dolayı abartılan bir bağlanma durumu.Kendimizi güvende hissetmemiz aslolan ve virüs programlarıyla olan yakınlaşmalarımızın temelinde hep bu duygu yatıyor. Gizli bir gönül bağı kuruyoruz bizi koruduğunu düşündüğümüz için. Sonra sıkılıyor gizli gizli onları aldatıyor yada bizi korumadıklarını gördüğümüzde terkediyoruz en sonunda yine yapayalnız kalıyoruz.

Evet itiraf ettiğim gibi benim fovarim Avasttı. Bugünlerde 2150 günlük avast şifrem olsa da sık sık kırmızı renkle virüs programımın süresinin dolacağını belirtmesi yüzünden virüs programlarıyla olan ilişkilerimi yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyuyorum. Anlamadığım şey “programınızın lisansı 2000 gün sonra sona erecektir lütfen yeniden satın alınız” gibi bir uyarı neden sürekli çıkar. Beni ve benim geleceğimi çok düşündüklerini vurgulamak istiyor da olabilirler, bu sayede belki onlara daha fazla güven duymamı sağlayacaklar yada Avast gerçekten matematik bilmiyor da olabilir. 2000 günün kaç yıla tekabül ettiğini bilmediğinden sürekli gelecekten kaygı duyuyor olabilir ki bu nikahımızın önünde en büyük engeldir.

Ya da daha kötüsü bizim şifrenin sahte olduğunu artık anlamayı başarmışta olabilirler:)

Test ederek gördüm ki yeni bir virüs çıktığında hepsi de çaresiz hepsi de birer kumdankale aslında. Adı kumdankale olan bu sitede bu balon aşkları deşifre edip böyle nitelendirmekte hiç yanlış olmasa gerek. Her ne kadar biz onların defolarını örtmek isteyip kusurlarını kimseyle paylaşmasak ve takım tutar gibi Virüs programı tutsakta sonuçta bu televole aşkları bitmeye mahkumdu. Benimki de sonunda bitti:)

Belli bir süre kafa dinleyip kendimi yeniden hazır hissedince sırma saçlı renkli gözlü bir anti virüs programına kendimi kaptırmayı da hayatın acı gerçeği olarak kabulleneceğim.

Dipnot: Benimkisi al birini vur ötekine misali  olduğunu düşündüğüm için, beni bezdirdikleri için böyle. Siz benim yaptığımı yapmayın Virüs programı olmadan internette dolaşmayın. Zira vasatı aşamasalarda hepsi, biz onlara bir yerde muhtacız bunu asla unutmayın.

Hoşcakalın.

Henüz yorum yapılmadı

Oca 21 2008

Resim oldsalt
oldsalt

Nihat Kahveci La Liga’da Gol Kralı olur mu?

Spor kategorisindeki yazılar

Güncel sonuçlar ve İspanyada Gol Krallığı Sıralaması sayfanın altına yorumlar bölümüne her maç sonu eklenir.

Kısaca Nihat’ın hayatına bakacak olursak 1996-97 sezonunda Beşiktaşın paf takımında oynayan bir oyuncudur. Adale problemleri nedeniyle 90dk maç çıkartacak bir konuma hiçbir zaman gelemez. O dönemin Paf hocası da bunu farkedince Nihat’ı ikici yarılarda kısa süreli de olsa değerlendirmeye başlar. Nihat kısıtlı zamanlarda oyuna girse de hocasının gözüne girmeyi başarır. Yeni sezonun başlangıçıyla o dönemin paf hocası Tekinoktay başka bir yaş grubuna hoca olarak gönderilir. Nihatı önce Kahramanmaraşsporlu yöneticilere ardından da Eskişehirsporlu yöneticilere ısrarla öneren Tekinoktay gerekli ilgiyi göremez. Tekinoktay konuyu bir gün Fuat Yaman’a açar. Fuat Yaman, Nihat’ı hiç izlememesine rağmen Beşiktaşın hocası Benjamin Toshack’a ısrarla Nihat’tan bahseder. Toshack bir gün Nihat’ı idmana çağırır ve paf takımda bile düzenli forma giyemeyen Nihat 1997 de A takımda oynamaya başlar hatta bir kupa maçında Beşiktaş’a kupayı kazandıran golü Galatasaray’a atarak biraz da abartır ve takımın yıldızı oluverir.

Toshack’ın Real Madrid yolunu tutmasıyla Nihat’a ispanya kapıları açılır. Dönemin hocası Daum “Nihat’ı satan şampiyonluğu satar” dese de 5 milyon euro gibi bir paraya Real Sociadad’a satılır ve Beşiktaş şampiyonluktan olur.

Ve Beşiktaş’ta yıldız olmaya daha vakti var diye düşündüğüm Nihat bir gün televizyonda kanalları karıştırırken karşıma çıkar. Yedek kulübesinde oturmaktadır. O zamanlar bir Türkün yabancı bir takımda oynadığına pek şahit olamayan bizim kuşak içinde gelişmeler merak uyandırmıştır. İkinci yarı maça Nihat girer, ve o da ne bir serbest vuruşta hemen topun başına Real Sociadad formalı Nihat geçer. Köşeye plase vurduğu topu kaleci güçlükle çıkartsa da Nihat sol sinyali yakmış sol şerite geçmek için yol istemektedir.

Arkasından Nihat’a özgü garip ama bende hep sempati uyandıran ve şuana kadar hiç değişmeyen bir efelenme edasıyla topun başından ayrılırken yaptığı hareketler gelir, o dönem bir Türk olarak bizi İspanya’ da temsil ettiği içinde fena derecede gururumu okşamıştır, başarılı olmasını yürekten istemiş ve takip etmişimdir maçlarını..

Gel zaman git zaman gol atamaz birgün döner denilen Nihatlı düşme hattının takımı Real Sociadad, Real Madrid’le şampiyonluk yarışına girmiştir.

Artık benim için gerçekten zevkten 4 köşe olma devri başlamıştır. Nihat, Ronaldo ile gol krallığı yarışındadır ve sezonu 18 golle ikinci tamamlamıştır. İşte tam bu noktada sanki kendi gol krallığım kaçmış kadar üzüldüğümü hissetmem ve “bu böyle yarım kalmayacak” diye kendimi teselli etmeye cabalamamla her sezon bir umut bu yıl Nihat İspanya’ da gol kralı olur mu sorusunu kendime sormuşumdur.

5 yıl önce rüyamda bile görsem inanmayacağım bu soruyu bana sorma cesareti veren de Nihat’ın performansıdır.Her maç takımının en iyi oyuncusudur. Sol şeride geçmiş ve dikiz aynasında Ronaldolar, Raullar, Etolar Zidane lar görünen Nihat’ın aslında yurt dışında oynuyor olması bile büyük bir başarıdır. Fatih Tekkelerin Hasan Kabzelerin, Emrelerin,Tuncayların, Serhatların yedek kulubesinde oturuşlarını gördükce ve ayda yılda bir gol attıklarına da şahit oldukca nasıl oluyor da Nihat ispanya da bu denli başarılı olabiliyor ve tutunabilen bir iki Türkten biri oluyor şaşırıyorum. Öyle ki bugüne dek oynadığı sezonlarda 80′e yakın gol atarak İspanyanın en golcü futbolcuları arasına girmeyi de başarmıştır. Hiçbir zaman kibir ve gevşeklik içinde görmediğim Nihat gerçekten çok profesyonel bir futbolcudur bana göre. Kıl payı kaçırdığı Gol Krallığı yarışından sonra ve kendisini 4 ay sahalardan uzak bırakan ciddi bir sakatlık atlatmasından sonra acaba Nihat rüzgarı dinecek mi diye endişelenmem de bundandır.

Ne var ki Nihat transfer olduğu Villareal takımında kendini tekrar etmeye başladı. Sonradan oyuna girse de, erken oyundan çıksa da bu sezon takımın en golcü futbolcusu konumunda. Kupada 3 gol, ligde 11 golle bu sezon yeniden gol krallığı yarışına gireceğe benziyor. Nasıl bir şans, nasıl bir yetenek ve nasıl bir oyuncudur da orada leblebi gibi gol atmaktadır, sırrını hala çözemesem de Nihat’ı sahada görmek, o kendine has efelenir gibi yürüyüşünü, bütün stadın “Nihat Nihat” diye bağırmasını ve onun tribünlere gururla bakışını, ilginç gol sevinçlerini izlemek bana büyük bir keyf veriyor. En son attığı golden sonra sevinirken eşine bebek ile ilgili bir gönderme yapmasından anladığım kadarıyla bu heyecanlı bekleyişin onu fazlasıyla motive ettiğini düşünüyor, her golden sonra yüzüğünü öpmesini mutlu bir aile yaşantısına bağlıyor ve onun adına bir kez daha seviniyorum.

Şimdi şöyle bir bakıyorum. Nihat’ın dikiz aynasında yine Raul, yine Eto, yine dünya yıldızları Ronaldinho, Henry ve daha bir çok yıldız oyuncu var. “Nihat Villareal’in şöförü” diye İspanyol gazetelerin başlık atması da bundan. Nihayet farkedildi bu mucize türk. Sanki otobanda basmış geliyor bizim Nihat, tutabilene aşk olsun.

Sakatlıklarla boğuştuğu ve çoğu haftayı oynamadan geçtiğini de dikkate alırsak Nihat bu performansını sürdürürse ve tekrar sakatlanmazsa neden gol kralı olmasın?

Ben bu cocuğa inanıyorum. Artık tam zamanıdır.

Bir sakatlık olmazsa Lig bitiminde Nihat La liga da inşallah gol kralı olacaktır.

İşte nihatın Valencia Maçında attığı son golün videosu

4 yorum yapıldı

Istatistikler
Clicky Web Analytics