Aralık, 2007 Ayının arşivi

Ara 30 2007

Resim Kum Adam
Kum Adam

Eski-yeni paradoksu

Gündem kategorisindeki yazılar

 Eğer zamanı durdurma imkanımız olsaydı belki çoğunuz bunu isterdiniz. Geçen seneler hiçbirşeyi değiştirmesin, hiçbirşeyi alıp götürmesin yada bize yeni şeyler katmasın isteyenler olabilir benim aksime. Ama şükürler olsun ki zaman geçiyor ve büyüyoruz. Şükürler olsun ki eski yıllar geçip gidiyor ve hayat yeni başlangıçlar sunuyor insana… Geçen şey her ne ise bizim onu belirli dilimlere ayırmamız ve ölçmeye çalışmamız neticesinde her 365 gün 6 saatte bir, yeni yıllara girişimiz de aslında bize yeni başlangıçlar sunması açısından yararlı bulunabilir. Zaman daima gizemini korumuş bir kavram hayatta, büyülü olan kısmı belki de hayatın. Varlığınını tam olarak idrak edemesekte izafi olarak ölçmeyi ve dünya genelinde standartlaştırmayı başarabildiğimiz bu olgu,  bizim onu doğru ölçmemizden bağımsız yol alıyor. Toplum hayatına bir düzen getirme çabasıyla başlayan bu arayışlar aslında çok eskilere dayanmakta.

Kullandığımız zaman sistemi Dünyanın hareketini esas almaktadır. Gezegenin kendi etrafındaki bir tam dönüşü bir gün Güneşin yörüngesindeki bir tam dönüşü ise bir yıldır. Dünya dönerken güneş gökyüzünde yükselmeye başlar, en tepeye tırmanır ve gözden kaybolana dek alçalır.Antik uygarlıklar,yaşamlarını düzene sokmak için bu hareketlerden faydalanırdı. Babilliler M.Ö. 2400’lerde yılı 12 eşit parçaya ve günü 24 saate ayırmışlar.Babilliler ve onlardan ayrı olarak Mısırlılar,yıl uzunluğunu 365 gün 6 saat olarak hesaplamışlardır. Takvimler; günü ayı, ve yılı takip etmek için düzenlenmekteydi. Tatiller ve festivallerin belirlenmesi,tohum ekimi ve hasat zamanı gibi işlerin planlanması için kullanılmaktaydı.

Zamanın mekanik olarak ölçülmesi yönündeki ilk adımlar din adamlarından gelmiştir. Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar. İlk mekanik saatler, saati göstermek değil duyurmak üzere yapılmışlardı. Bu saatler birer ağırlığa bağlı olarak çalışıyorlardı ve belirli zaman aralıkları ile gonga vuran tokmaklarla donatılmışlardı. Daha önceki yüzyıllarda, eski saat sistemlerinin sesli birer uyarı vermesini sağlama çabaları olumlu sonuçlanmamıştı. Geçen süreyi ufak taş parçacıkları atarak ya da düdük öttürerek belirten karmaşık mekanizmalar üretilmişti.Saat gelişiminde atılan başka bir büyük adım da sarkacın bulunmasıdır. Kilisede papazı dinlerken kürsünün üzerinde sallanan lambanın salınım zamanının sabit olduğunu farkeden Galileo, sarkacın salınım periyodunun, ağırlığına ya da genişliğine değil, uzunluğuna bağlı olduğunu bulmuştur. Galileo, ölümüne yakın, sarkaçla çalışan bir saat tasarlasa da bunu gerçekleştirememiştir. İlk çalışan sarkaçlı saati 1656’da Alman astronom Christian Huygens yapmıştır.

Zamanın objekif olarak var olup olmadığı, fiziğin en önemli ve çözülemeyen konularının başında gelir. Planck zamanı denilen saniyenin 10 üzeri 43′de birinden daha kısa olan süre, fizikçilerce içinde bulunduğumuz 3+1 boyutlu uzayın sınırı ve kara delik ortamının başlangıcı olarak kabul edilir.

Zamanın akıp akmadığı veya hangi yönde aktığı da aynı şekilde fiziğin en tartışmalı konularındandır.

Zaman olan her gelişmenin içindedir. Sebep-sonuç ilişkisi zaman akış oku ile ilgili olup, tersine zaman oku da teorik olarak mümkündür.

Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır.

Fakat biz bu karmaşadan sıyrılıp yarın gece saat tam 12 de havai fişek gösterileri eşliğinde çılgın partilerle olmasa da belirli imkanlarımızla eğlenerek eski bir yılı uğurlayacak, yepyeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Eskiye hala tutkuyla bağlı olanlar ilk haftalarda atması gereken tarihleri sık sık 2007 yazarak karıştıracak olsa da bu direnişleri 2008 e uyum sağlama şeklinde son bulmak zorunda kalacak. Kimileri için çabucak geçen zaman kimileri için bitmek bilmeyen bir işkenceye dönüşmüş ve bittiğinde “oh be” detirtecek kadar yavaş yaşanmış olacak belki de. Netice de sadece 2007 olan yıl artık ufak bir değişiklikle 2008 olacak. Bu kısmı da aslında çok önemsiz. Yeni yıllar sadece zamanı adlandırmada yaşadığımız bir değişikliğin başlangıçı olsa da önemli olan kısmı bundan kendimize yeni başlangıçlar çıkartabiliyor olmamız. Bütün yenilgilerimizi, bütün yıpranmışlığımızı bir kenara koyarak hayatı sıfırmalamamız ve yapmak istediklerimize sanki yeniden başlıyormuşcasına dinamik olarak başlayabilmemiz aslolan. Yoksa artık noel babanın hediye getirmeyecegini biliyorum. Milli piyango da bana çıkmayacak bu yıl (Çünkü biletim yok).Yeni başlangıçların dayanılmaz hafifliğini severim ben. Yoksa umrumda değil Galileo’nun sarkaçının uzunluğu ya da Mısırlıların festivallerini zamanında yapabilmesi hatta atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ederek beni zamanda yolculuğa çıkarması. Havai fişekler ya da cılgınlıklar da umrumda değil.

Ben sadece içinde yaşadığım anı mutlu yaşamayı isteyen bir garip zaman mültecisiyim. Hasbel kader fizikçi olsam da benim öyle zamanda fiziksel olarak yolculuk etmek gibi bir düşüm olmadı, saniyelere itaat edenlerdenim. Zamanda yolculuğu ise insanın hayal  ve kalem güçü sayesinde başarabildiğini zaten biliyorum.

2007 gitmişse ağlamanın faydası olmaz. Bir umut varsa da insan istediğinde başarmasına kimseler mani olamaz. An ki bu an, dem ki bu demdir. Takvimlerin önemi yoktur. Sadece eteğimizde biriktirdiğimiz taşları döküp herşeye yine yeni yeniden başlama şansını bize verdiği için seviyorum yeni yılı.. Hayatlarımızın izdüşümlerini düştüğümüz zamanın defterinde tertemiz bir sayfaya geçtiğimizi hayal ediyorum yeni yılda, ki ilkokul defterimde bile yepyeni bir sayfaya geçtiğimde hep daha hevesli ve daha motive olmuşumdur. Herşeyi daha güzel yapmak için bir şanstır  yeni yıl, ve her insanın ömür sayfasında biten bir sayfayı çevirip  yenisine  alelade yazmaya başlamadan önce hayatlarındaki herşeyi bir parça  güzel yapabilme adına bu farkındalığı yakalaması en büyük dileğimdir.

Yeniden başlamanın dayanılmaz hafifliği sizinle olsun.

Hepinizi mutlu yıllar.

Henüz yorum yapılmadı

Ara 27 2007

Resim sumeyra ayse
sumeyra ayse

Sana

Şiir kategorisindeki yazılar

Şu yalan dünyaya bak,

Herşey aynı düzeninde gidiyor.

Bebekler hiç kaygı duymadan büyüyor.

Gençler hiç sınır tanımadan seviyor.

Yaşlılar korkmadan ölümü bekliyor.

Hiç değişmeyen birşey varki;

Bu deli gönlüm hâlâ sana tapıyor.

 

SÜMEYRA AYŞE

Henüz yorum yapılmadı

Ara 05 2007

Resim toslumbaga
toslumbaga

Hayat mırıldanıyor

Şiir kategorisindeki yazılar

Durup dinliyorum hayatın mırıldandığı sesleri.
Pek anlaşılmıyor ne dediği.
Ama aradan bir kaç sözcük çekiyorum anlayabildiklerimi.
İşte size bunları dizeliyorum ,
Dizeliyorum ki anlayın beni; Continue Reading »

3 yorum yapıldı

Ara 02 2007

Resim toslumbaga
toslumbaga

En Güzeli

Şiir kategorisindeki yazılar

Bütün kadınlar san ki en güzel yanlarını senden almış gibi

Ya da sen onların en güzel yanlarından oluşmuş gibisin

Ben ise şarapçının teki

Yani aşkın şarabını içe içe sarhoş olmuş biri

Sen leyla ben mecnun

Çok susadım be güzelim

Şu çölde bir damla su verecek kisem yok ki

Sen güneş ben ay

Sen olmadan benim ne değerim olur ki

Sende buldum seviyi

Sende buldum saflığı, geleceği

Ne olur güzel kız beni bunlardan mahrum etme emi…

Henüz yorum yapılmadı

Ara 02 2007

Resim toslumbaga
toslumbaga

Akşamlar

Şiir kategorisindeki yazılar

Gidiyorum mechule giden bir yoldan

Gidiyorum bilinmeyen diyarlardan

Bir ses var uzaklardan

Bir ses var yakınlardan

Ve bir ses buralardan

Kulak vermek istiyorum dostlar

Kulak vermek istiyrum birisine

Oyuncağını kaybetmiş bir çocuk gibiyim

Emziğini kaybetmiş bir bebek gibi

Görenler mecnun diyorlar

Kimileri benden medet umuyorlar

Ben ise onlardan

Oysaki buralarda fırtınalar kopuyor bilmiyorlar

Gidiyorum mechule giden bir yoldan

Gidiyorum bilinmeyen diyarlardan

Kimsesizliğim ile başbaşayım

Sensizliğim ile başbaşa

Gidiyorum işte yollar bitercesine

Köşeme çekiliyorum usulca

İbrahim abiyi , Kerem abiyi dinliyorum sessizce

Ve bir kıvılcım çakıyor aklımda

Alıyorum elime kalemi

Yazıyorum aklımdan geçenleri

İşte benim hikayem başlıyor geceleri.

Henüz yorum yapılmadı

Eski yazılar »

Istatistikler
Clicky Web Analytics