Haz 27 2010
Dikkat çekenler
GOOGLE MEYDAN OKUYORSA

Bizimkiler sessiz kalsa da Google ülkemize meydan okuyor.Youtube meydan okuyor. Biz daha 10 zararlı videoyu yayından kaldırtamazken Almanya yüzlerce zararlı bulduğu videoyu youtubetan kaldırtabiliyor.
Aslında ülkemizde Google yasağı yok sadece Google’ın yasaklı youtube İP’lerini google uygulamaları için kullanma girişimi var. Bu şirket bunu devlet yetkililerinin ip’leri ayırmasını özellikle istemesine rağmen bile bile yaparak ülkemizde bazı Google hizmetlerini aksatmış ve vatandaşlar Google yasaklandı sanıp sansürcü devlet politikalarını eleştirmeyi seçmişti.
Ülkemizde temsilcilik ya da şube açmayarak yetkililerimizle işbirliği yapmaktan kaçınan, vergi ödemekten kaçınan bu dünya devi sanal şirket ülkemizdeki hukuk kurallarına uymayı kendine bir görev edinmelidir diye düşündüğümden eğer durum böyleyse ben bu yasağı destekliyorum.
Alternatif arama motorları kullanırız. Bunun için öz kaynaklarımıza yönelip kendi alternatiflerimizi yaratacağız diyen devlet yetkililerine hayran olurum bunu yaparlarsa fakat havada kalmasın. Tam zamanıdır devlet destekli video yayınlama sitesi ya da ulusal arama motorumuzu piyasaya sürmenin. Yok mudur Pardus gibi bir tübitak projesi bu konuda? Yok öyle bir planımız bizi aşar diyorsanız; özel sektörü destekleyin derim. Yok onu da yapmayacaksınız sizinle iş birliği yapan, size vergi vermeyi kabul eden, yasalarımıza saygılı, isteklerinizi gözeten arama motorlarını vatandaşa listeleyin bi zahmet.. Konuşun, şeffaf olun ki biz de bilelim neler oluyor orada?
MAVİ MARMARA ŞİMDİ NEREDE?

Mavi Marmara nerede? El konulan diğer gemiler nerede? İçindekiler nerede? Neden bunları kimse sormuyor merak ediyorum? Amaç yardım götürmekse yardım malzemelerinin akibetiyle ilgilenmez mi insan biraz olsun? Somalili korsanlar tarafından soyulan gemiler kadar peşine düşemiyor kimse bu gemilerin ve içindekilerin? Neden?
OTOBÜS DURAKLARI TRAFİK IŞIKLARINDAN SONRA OLMALI

İETT otobüs durağı ışığın hemen önünde ise ve yeşil yanarken otobüsünüz gelmişse uçarak binmek zorunda kalabilirsiniz. İnmeye çalışan yaşlı insanları gördükce duyarsızlaştık mı ne diyorum hep kendi kendime. Bu insanlardan bile şehrin hızına insanların bencilliğine ayak uydurmalarını beklemek ne kadar doğru olabilir. Onların zamanında elbette otobüs şöförleri müşteri toplayabilmek için aksaray aksaray diye bağırmak zorundaydı fakat şimdi dev bir karınca sürüsü gibi biri binen biri inen başdöndürücü bir talanı yaşıyoruz.
Alın şu durakları ışıklardan hemen sonraya. Işığın tam önünde durak olmamalı. Bunu yapan zihniyet hiç otobüse binmiyor mu Allah aşkına. Kırmızı yanacak korkusuyla şöför hafif hafif ara gazı yedirirken mi bineceğiz hep. Kimse kapılardan sıkışmaz, otobüsün hareketlendiğini gören yolcular birbirini itekleyerek kendini içeri atmaya çalışmazlar. Çok mu zor bunu bilmek ya da gözlemlemek?
EFSANE GERİ DÖNDÜ AMA BU YÜZEN EVİ YÜZDÜRMÜYORLAR

Fatih Çekirge Hürriyet’te güzel yazmış, Denizkondu adını verdikleri bu yüzen ev bu defa Marmaris koylarına dadanmış. Neyse ki, Çevre Bakanlığı duyarlıymış ve müdahale etmiş. Ve nihayet denizkondunun sahibi “Satacağım” diyerek işgal inadından vazgeçmiş.Fatih Beye sormuşlar sahibi ile hesabın mı var diye?
Şu cevabı vermiş;
“Hayır kendisini bir kez bile görmedim. Ama ben, yunusları tanırım. Gece yıldızlara dokunan yakamozları bilirim.
Bağlandığı halatlarıyla kuruttuğu çamları severim…
Lacivert bir denizde, metrelerce aşağıda eşelenen pavuryaları tanırım.
Benim hesabım onlarla… Yalnızca deniz, rüzgâr ve çevre var o hesapta..”
Şöyle ilk bakışta bu çevreci yaklaşım mantıklı gelse de henüz ortada kazanılmış bir zafer yok. Sahibi sadece satacağım demiş imha edeceğim dememiş. Bu durumda o yüzen ev yurt dışında bir yere satılmadığı sürece başka birisinin himayesinde yine Türkiye sahillerinde boy gösterecek. Aynı duyarlılığı ozaman da gösterip bu yatın karşısında olacak mı kendisi bunu gerçekten merak ediyorum. Yoksa bu yatın yeni sahibine göre değişecek mi Fatih Bey’in tepkileri hep birlikte göreceğiz.
Yatın bağlandığı çam ağaçlarını “iyi bilip” kuruyacaklar diye içlenen Fatih Çekirge’ye bir de İngiliz petrol şirketi BP’nin yaptığı ihmalle dünyanın gelmiş geçmiş en büyük felaketine sebep olduğu, kuyudaki çökme nedeniyle hergün binlerce varil petrolün okyanuslara sızmasına sebebiyet verdiği bu büyük çevre felaketini neden yazmadığını sormak gerek. Üstelik bu BP şirketinin CEO’sunun yüzsüzlük yapıp bir de yat yarışlarına katıldığının görüntülenmesine rağmen.
Bir yüzen sal için yazdıklarını görünce sanki salın yunus avlayan bir gemi olduğunu, ya da ormana dalıp testereleriyle bütün ağaçları kestiğini düşünmeye başladım. Ne alakası varsa yakamozla yıldızla pavurya ile bu salın. El insaf yani çevreciliğin bu kadarı:) Günde 60bin varil okyanuslara sızan petrol mü yoksa sıradan, tek kusurunun yüzmesi olan basit bir gecekondu sal mı zarar verir senin iyi bildiğin pavuryalara, yunuslara, yakamozlara bir düşün istersen?
Global düşünelim, geniş açıdan dünyaya bakalım diyoruz ama siz ve sizin gibiler hep önümüzde duruyorlar malesef maksatlı yazılarınızla gölge oluyorsunuz, güneşi göremiyoruz, çıkarttığınız yaygaralardan, yarattığınız polemiklerden birbirimizi duyamıyoruz. Terör yazılarınıza ayrı bir yazımda değineceğim…
![]()


Son zamanlarda yasakların son derece can sıktığı youtube facebook (facebooka karşıyız onu ayrıca yazacağım o ayrı) ve wordpress gibi büyük sitelerin yasaklandığı bir ortamda böyle bir başlık açmak çok uygun olacak kanısına vardım. Şimdi sizlere yasaklı sitelere nasıl erişebileceğimizi anlatacağım.Hatırlatmakta fayda görüyorum bunun çok fazla yönetmi olabilir ama işimize basitce yarayacak ve yaygın olarak normal internet kullanıcıları tarafından kullanılan bir kaç yönemi ayrıntılı olarak ele alacağız.
Laptopı aldığımda lisanslı Norton Antivirüs programı yanında verilmişti ama arkadaşın biri Kaspersky daha iyi dedi diye ona geçtim. Bilgisayarı yavaşlattığı gibi uçana kaçana uyarı verip durduğundan ilişkimiz çok kısa sürdü. Ayarlarından elbette bir düzenleme yapılabiliyor olsa da ısınamadım.Üstelik bilgisayarı kastırdığına da çok şahit oldum. Sonra Avast professional çok iyi dediler diye onla bir yakınlaşmam oldu. Üstelik dönen simgesiyle sürekli çalışıyor imajı vererek kullanıcıya psikolojik bir güven de sağlıyordu. Fazla yormuyordu bilgisayarı. Lisanslarına kolayca ulaşılabiliyordu. Hatta bilmem kaç yıllık şifreleri bile mevcuttu. Sonra yine eşine ender rastlanan bir virüsün kurbanı oldum. Üstelik Avast Virüs programının yanında Son sürüm updateleri tam ve crackli Spyware Doctor , AVG 7 ve Windows defender gibi yan ürünler de kullanıyor olmama rağmen. Fırsat bu fırsat bütün virüs programlarının updatelerini yapıp sonra internet bağlantısını çekip tek tek sırayla hepsini Safe Mode ta çalıştırıp taramalarını yaptırdım. Kimisi hiç virüs bulamadı. Kimisi buldu ama kaldıramadı bir türlü.. Ama kısacası hiçbirisi bir işe yaramadı. O ara aklıma Bizim Norton ve Nod 32yi de denemek geldi. Nod 32 de Avast kalitesinde bilgisayarı yormayan hafif bir virüs programı, Norton ise bana beleş verildiği için hiç içim ısınmamıştı zaten. O da kanımca orta ayar bir virüs programı.Pek bir farkını görmedim yıllardır kendisine süre verdiğim zamanlarda.

