Ağu 01 2010
Kit’lerden zarar ettireni hapse atalım!
Hayır. Hayır. Hayır. Referanduma tabiki evet diyemiyorum. Hep darbe anayasası ile demokrasi anayasası farkına dikkat çekip popülist söylemler üreterek siyasetcilerimiz konuşuyorlar. Darbeleri yapanlardan hesap sorulacakmış. Kürsüden bile ağladılar 30 yıl önce olanlar için. Dahası var 25 öyküyle 25 insan portresi çizilecek ve referanduma evet denilmesi istenecekmiş halktan.
Hep bir sidik yarışı durumu var muhalefet ile hükümet arasında ve iş en sonunda santimetre kavgasına kadar geldi. Kalitesiz siyaset, çözümden uzak, gerçeklerimizden uzak bir siyaset anlayışı. Malesef ülkemizde siyaset denince akla gelen ilk şeyi yapmaya çalışıyor herkes. Sadece konuşuyorlar. Dinleyenler inananlar da var elbet ama “Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz” demeyi bilmek gerek. Benim için buraya kadar bir sakıncası yok elbette ama benim anayasa değişikliğinden beklentilerim farklı. “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın” yürü be oğlum kim tutar seni diyerek gemilerini karadan karadan bir gecede kaydıranların yargılanmasını bekliyorum ben.
Sürekli geçmişte yaşanan acılardan dem vurup bir hesaplaşma ortamı yaratılmaya çalışılırken acaba yakın geçmişte bankaları hortumlayanlar, devleti kamu ihalelerinde göz göre göre zarar ettirenler, devlet imkanlarını ve kaynaklarını yakınlarına peşkeş çekenlerden ne zaman hesap sorulacak? Yeni yeni şirketler kurulup yandaş olanlar piyasa değerini katlarken, gümrük kanunlarıyla, tuhaf vergilendirme uygulamalarıyla gerektiğinde kanun ya da kararnameler çıkartılarak kimler neden ödüllendirilip ayrıcalıklı hale getirildi? Seçim meydanlarında sözlerinin verilip hiç tutulmadığı milletvekili dokunulmazlıkları ne zaman kalkacak? Hep geçmişle uğraşırsak aynaya ne zaman dönüp bakacağız?
Bu ülke ipe un serenleri de görüp baş tacı etti diye, Nasrettin Hoca’ya özenip un akıtanları gördük . Oluk oluk akıtırken unlarına suları ve genç girşimci damatları ve çocukları her birşeyin patentini alırverirken mevcut anayasa koruyordu onları. Birileri çıkıp burası özgür bir ülke, burada köklü bir demokrasi var, herkes birey olarak mevcut sistemde anayasamıza uygun hareket ettiği sürece dilediği markayı tescil edebilir, alıp satabilir derken özgürdük de şimdi neden beğenilmiyor aynı anayasa?
Bir takım kodamanların yargılanamadığını, nereyi soyarlarsa soysunlar kanunların ve devletin güçünün bu insanlara yetmediğini görüyoruz. İşin daha da garibi, siyaset artık yalan söylediğinde yüzleri kızarmayan,aymaz bir pişkinlikle yavuz hırsız olan bir takım insanlarca yapılıyor. Aslında nasıl bir anayasa olursa olsun kötü amaçlı bireylerin ellerinde o anayasa eşsiz bir silaha dönüşecek ve yine soyulacağız.
Bilmemiz gereken şey şu ki; bu işin iki ayağı var. Hukuk ve ahlak. Bizim ikinci ayağımız topal olduğundan hukuk sistemimiz ne kadar gelişirse gelişsin mutlaka ahlaki eksiklikler birgün hak ve hukukun önüne geçecek. Herşeyi anayasalarda yazmamız mümkün değil. Biliyoruz ki uygar batı dediğimiz çoğu Avrupa ülkesinin bizden çok daha sade ve basit anayasaları olmasına rağmen hukuk sistemleri dimdik ayakta ve sorunsuz işleyebilmektedir. Yazılı hale gelince olay bitecek sanıyoruz fakat hep bir yazılamayan da olacaktır. Olay var olanın yorumlanmasında biter. Kötü niyetli biri eğer ahlaksızsa ne yazarsan yaz orda yazılı olmayan birşeylerle gelecektir sana.
Meşhur örnek Japonya’dır. Japonya’nın anayasası değil siyaset ahlakı farklıdır bizden. Bir devlet adamının ufacık bir yolsuzluğu ortaya çıksa etik olarak hemen istifa eder ve halktan özür diler bizdeki gibi pişkinlik yapıp koltuklara yapışmaz. Bizim ülkemizde birşey çalınmış ve şuç sabit diyelim ki; ama yapan bir türlü ortaya çıkarılamaz, çıkarılsa bile örtbas edilir, yargılanamaz. yargılandı diyelim o yasalar bir yerde tersten okutulup mutlak bir boşluk bulunur. Ceza verilemez.
Aslında belki de halkın kınaması daha etkili olabilir bu tip insanları. Oysa ülkemizde halk somut tepkiler veremiyor bu insanların hilelerine, güçlü reflekslerimiz yok belki de, kaval çalıyorlar,maval atıyolar biz de sürüyle birlikte otlamaya devam ediyoruz.
Kimi devlet parasıyla 1000 ülke gezecek, kimi yurtdışında otellerde sevgililerini ağırlayacak devlet bütçesinden, kimi devlet ihalesiyle 3 kuruşa aldığı fabrikayı anında 100 kuruşa satacak ve kimse bu düzene ses çıkartmayacak? yeni anayasada devlet malını usulsüz kullandığı tespit edilen yönetici veya kurumlara ne gibi yaptırımlar olacak? Banka hortumlayanlar kaç yıl hapis yatacak? Var mı böyle düzenlemeler? Benim bildiğim yok. O zaman benim bu anayasaya verilecek bir evet oyum da yok.
Bu anayasa düzenlemesiyle devletin göz göre göre zarar etmesine neden olan KİT satışlarına izin veren yetkililer de yargılanacak mı? Bu anayasa ile ihaleleri yönetenler,düzenleyenler, eğer suçları sabitlenirse tek tek cezalandırılacaklar mı?

